Şişli Terapi Enstitüsü, psikolog, terapi, online terapi, online psikolog, şişli, beşiktaş, nişantaşı, levent

Sıkça Sorulan Sorular

Aklınızda Nasıl Sorular Var?

Nasıl İlerler?

Terapi, zihinsel ve duygusal sağlığınızı iyileştirmek için güçlü bir araç olabilir. Ancak, terapiye başlamadan önce kendi ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi ve terapi türlerini dikkatlice değerlendirmek önemlidir. Terapi süreci zaman, çaba ve bazen mali yük gerektirebilir, ancak doğru terapisti ve terapi yöntemini bulduğunuzda, hayatınızda önemli ve olumlu değişiklikler yapmanız mümkündür.

Terapi, duygusal ve zihinsel sağlığınızı geliştirmek için güvenli ve destekleyici bir ortam sağlar. Terapistler, düşünce ve davranış kalıplarınızı anlamanıza yardımcı olur, böylece kendinizi daha iyi tanıyabilir ve zorlayıcı duygularla başa çıkma stratejileri geliştirebilirsiniz. Ayrıca, ilişkilerinizdeki iletişim becerilerini güçlendirerek, duygularınızı sağlıklı bir şekilde ifade etme ve sınırları koruma yeteneğinizi artırır. Böylece, duygusal yoğunluğunuzu yönetmeyi öğrenirken, hem kendinize hem de sevdiklerinize daha dengeli ve tatmin edici bir şekilde yaklaşabilirsiniz.

Terapi süreci, genellikle bir değerlendirme aşaması ile başlar; bu aşamada terapist, bireyin ihtiyaçlarını ve hedeflerini anlamak için sorular sorar ve geçmiş deneyimleri değerlendirir. Bu ilk aşamadan sonra, terapist ve danışan birlikte bir terapi planı oluşturur. Seanslar sırasında danışan, duygularını ve düşüncelerini açıkça ifade ederken, terapist aktif olarak dinler ve rehberlik eder. Bu süreçte, danışan yeni bakış açıları kazanır ve problem çözme becerilerini geliştirir. Terapist, danışanın ilerlemesini düzenli olarak değerlendirir ve gerektiğinde terapi planını günceller. Süreç boyunca güven ve açık iletişim, terapinin etkinliğini artıran önemli unsurlardır.

Terapi kaç seansta sonuç verir sorusunun cevabı, bireyin yaşadığı sorunların türüne, ciddiyetine, terapinin türüne ve danışanın kişisel hedeflerine bağlı olarak değişir. Bazı insanlar kısa süreli terapiyle, yani 6-12 seans arasında, belirgin ilerleme kaydedebilirken, diğerleri için daha uzun süreli terapi gerekebilir. Örneğin, belirli bir olayın travmasını işlemek veya kısa vadeli bir sorunu çözmek için birkaç ay yeterli olabilir, ancak kronik ve derinlemesine duygusal meseleler için yıllarca sürebilecek daha uzun bir terapi süreci gerekebilir. Danışanın terapiste karşı duyduğu güven, terapistin uzmanlığı ve terapiye olan bağlılık da sonuç alma süresini etkileyebilir.

Terapide ilk görüşme, danışan ve terapistin birbirlerini tanımalarına olanak tanıyan bir değerlendirme seansı olarak görülmelidir. Bu görüşmede terapist, danışanın genel durumu, geçmişi, yaşadığı sorunlar ve terapi hedefleri hakkında bilgi edinmeye çalışır. Danışan, kendini rahat hissettiği ölçüde, neden terapiye başvurduğunu ve neler yaşadığını açıkça paylaşmalıdır. Bu süreçte, terapist danışanın ihtiyaçlarını anlamak için çeşitli sorular sorar ve danışanın terapi süreci hakkında bilgilendirilmesini sağlar. Ayrıca, terapist ve danışan arasında güven ve rahatlık oluşması için bu görüşme kritik öneme sahiptir. Danışan, terapistin çalışma şekli, etik kurallar ve gizlilik konularında bilgi alarak, terapistin kendisine uygun olup olmadığını değerlendirme fırsatı bulur. Bu ilk görüşme, gelecekteki terapi seanslarının temelini atar ve terapötik ilişkinin başlangıcını oluşturur.

Depresyon ve Tedavi Süreci

Depresyon tedavisinde çeşitli terapi yöntemleri etkili olabilir, ancak en yaygın ve kanıtlanmış olanları şunlardır:

1. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): BDT, depresyon tedavisinde en yaygın kullanılan terapi türlerinden biridir. Bu terapi, olumsuz düşünce kalıplarını ve davranışları tanımayı ve değiştirmeyi amaçlar. Danışan, düşüncelerinin ve duygularının nasıl etkileşimde bulunduğunu öğrenir ve bu düşünce kalıplarını daha olumlu ve gerçekçi hale getirmeyi hedefler.

2. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT): ACT, danışanın depresif düşünceler ve duygularla başa çıkma yeteneğini geliştirmeyi amaçlar. Bu terapi, farkındalık ve kabul stratejilerini kullanarak, danışanın bu düşüncelerle savaşmak yerine onlarla daha barışçıl bir ilişki kurmasını sağlar.

3. Kısa Süreli Psikodinamik Terapi: Bu terapi türü, danışanın bilinçdışı süreçlerini ve geçmişteki deneyimlerinin şu anki duygusal durumunu nasıl etkilediğini anlamaya odaklanır. Danışan, geçmiş ilişkiler ve deneyimlerle ilgili içgörü kazanarak, depresyonun temel nedenlerine ulaşmaya çalışır.

4. Mindfulness Temelli Bilişsel Terapi (MBCT): MBCT, mindfulness tekniklerini ve bilişsel terapinin unsurlarını birleştirir. Danışan, depresif düşünce ve duyguların farkında olmayı ve bu düşünceleri kabul ederek onlardan uzak durmayı öğrenir.

Her bireyin durumu farklı olduğundan, en uygun terapi yöntemini belirlemek için bir uzmanla görüşmek önemlidir. Tedavi sürecinde terapist, danışanın ihtiyaçlarına ve hedeflerine göre en etkili yaklaşımı seçebilir.

Depresyon tedavisinde hem ilaçlar hem de terapi etkili olabilir ve genellikle en iyi sonuçlar, her iki yöntemin kombinasyonu ile elde edilir. Antidepresan ilaçlar, beyin kimyasını dengeleyerek semptomları hafifletirken, terapi ise düşünce ve davranış kalıplarını değiştirerek uzun vadeli iyileşme sağlar. Tedavi seçimi, depresyonun şiddetine, kişinin bireysel ihtiyaçlarına ve tercihine bağlıdır. Hafif ve orta şiddette depresyon genellikle terapi ile başarılı bir şekilde yönetilebilirken, ağır depresyon vakalarında ilaç tedavisi genellikle gerekli olabilir. Uzman bir sağlık profesyoneli ile birlikte en uygun tedavi planını belirlemek en iyisidir.

Antidepresan kullanmadan depresyonun geçmesi mümkündür, özellikle hafif ve orta şiddette depresyon durumlarında. Psikoterapi, yaşam tarzı değişiklikleri, sosyal destek, egzersiz ve stres yönetimi gibi yöntemler depresyonun üstesinden gelmede etkili olabilir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), mindfulness, yoga ve meditasyon gibi yöntemler, depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte, depresyonun şiddeti arttığında veya bu yöntemler yeterli olmadığında, antidepresan ilaçlar ek bir tedavi olarak gerekebilir. Her bireyin durumu farklı olduğundan, en uygun tedavi yaklaşımını belirlemek için bir sağlık profesyoneline danışmak önemlidir.

Evet, depresyon ilaçsız tedavi edilebilir. İlaçsız tedavi yöntemleri arasında psikoterapi (terapi), yaşam tarzı değişiklikleri, sosyal destek ağı, egzersiz, beslenme düzeni iyileştirmeleri, stres yönetimi teknikleri ve mindfulness gibi yaklaşımlar bulunmaktadır. Özellikle hafif ve orta şiddette depresyon vakalarında, bu yöntemler etkili olabilir ve bazı durumlarda antidepresan ilaçlarının kullanılmasına gerek kalmayabilir. Ancak, depresyonun şiddeti arttığında veya diğer tedavi yöntemleri yeterli olmadığında, uzman bir sağlık profesyoneli tarafından antidepresan ilaçlarının kullanılması önerilebilir. Her bireyin durumu farklı olduğundan, tedavi seçeneklerini değerlendirmek ve en uygun olanını belirlemek için bir sağlık uzmanıyla görüşmek önemlidir.

Depresyonda iyileşme belirtileri bireyden bireye değişebilir, ancak genel olarak şu belirtiler iyileşme sürecinin işaretlerini gösterebilir:

1. Duygusal Değişimler: Depresyon belirtileri olan yoğun üzüntü, umutsuzluk ve çaresizlik hisleri azalır. Daha fazla keyif alma ve pozitif duyguların artması görülebilir.

2. Enerji ve Aktivite Artışı: Depresyon sürecinde sık görülen enerji kaybı ve aktivite azalması yerini daha fazla enerjiye ve günlük aktivitelere geri dönme isteğine bırakabilir.

3. İyi Uyku ve Yeme Düzeni: Depresyon genellikle uyku düzeni ve iştahı olumsuz etkileyebilir. İyileşme sürecinde düzenli uyku ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları geri kazanılabilir.

4. Daha İyi Odaklanma ve Karar Vermek: Depresyonun konsantrasyonu ve karar vermeyi zorlaştırdığı bilinir. İyileşme belirtileri olarak daha iyi odaklanma ve karar verme yeteneğinin geri kazanılması önemli bir işarettir.

5. Sosyal Etkileşimlerde Artış: Depresyon genellikle sosyal izolasyona neden olabilir. İyileşme sürecinde, sosyal etkileşimlere daha fazla katılım ve sosyal ilişkilerdeki olumlu değişiklikler görülebilir.

6. Olumlu Gelecek Planları ve Hedefler: Depresyon sürecinde gelecekle ilgili umutsuzluk ve karamsarlık hakim olabilir. İyileşme belirtileri olarak, bireyin tekrar gelecek için planlar yapma ve hedefler koyma yeteneğinin geri kazanılması görülebilir.

Bu belirtiler bireyden bireye değişiklik gösterebilir ve depresyon tedavisi sürecinde uzman bir sağlık profesyoneli tarafından izlenmelidir. Tedavi sürecindeki ilerlemeyi ve iyileşme sürecini değerlendirmek için düzenli olarak terapist veya doktorla iletişimde olmak önemlidir.

Psikoterapi

Psikoterapinin kökenleri, insan zihnini ve davranışlarını anlamaya yönelik erken tıbbi ve felsefi çabalarla başlar. Antik Yunan'da filozoflar, insanın ruhsal ve zihinsel durumunu anlamaya çalışırken, Orta Çağ'da Avrupa'da manastırlarda ruhsal rehberlik ve itiraflar önemliydi. Modern psikoterapinin gelişimi ise 19. yüzyılın sonlarına doğru Freud'un psikanalitik teorisi ve yöntemleri ile ivme kazandı. Freud, bilinçdışının önemini vurgulayarak, hastalarının semptomları üzerinde çalışarak ve onları anlayarak tedavi etmeye çalıştı. 20. yüzyılın ilerleyen dönemlerinde, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Humanist Terapiler ve daha sonra Terapi Yönelimli Yaklaşımlar gibi çeşitli psikoterapi yaklaşımları geliştirildi. Günümüzde, psikoterapi birçok farklı teori ve teknikle zenginleşmiş bir alandır ve bireylerin duygusal, zihinsel ve davranışsal sorunlarını anlamak ve tedavi etmek için geniş bir yelpazede kullanılmaktadır.

Terapi almak için birkaç durumda düşünülebilir. İlk olarak, günlük yaşamınızı ve ilişkilerinizi olumsuz etkileyen tekrarlayan duygusal sorunlar yaşıyorsanız veya zor zamanlarda başa çıkmakta zorlanıyorsanız terapi düşünülebilir. Stres, kaygı, üzüntü gibi duygusal tepkilerin normalden fazla olduğunu hissediyorsanız veya yaşamınızdaki değişikliklerle başa çıkmakta güçlük çekiyorsanız terapi size destek olabilir. Ayrıca, kendinizi sık sık yalnız, üzgün veya umutsuz hissediyorsanız veya yaşamınızda tekrarlayan desenler ve ilişki sorunları yaşıyorsanız terapi faydalı olabilir. Terapi aynı zamanda kişisel gelişim için de kullanılabilir, özellikle duygusal farkındalık kazanmak, kendinizi daha iyi tanımak veya iletişim becerilerinizi geliştirmek istiyorsanız terapi sizin için uygun olabilir. Herkesin ihtiyaçları farklı olduğundan, terapi almaya karar vermeden önce bir uzmanla görüşmek ve ihtiyaçlarınızı değerlendirmek önemlidir.

Evet, anksiyete bozukluğu genellikle psikoterapi ile etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) benzeri terapi yöntemleri, anksiyete belirtilerini azaltmada ve yönetmede önemli rol oynar. BDT, anksiyeteyi tetikleyen düşünce kalıplarını tanımayı ve değiştirmeyi amaçlar. Danışan, endişe yaratan düşünceleri sorgular ve daha gerçekçi bakış açıları geliştirmeye çalışır. Terapi sürecinde, danışanın anksiyete ile baş etme stratejileri güçlenir, stres yönetimi becerileri gelişir ve genellikle semptomlarda belirgin bir azalma görülür. Ancak, her bireyin durumu farklı olduğundan, en uygun tedavi planını belirlemek için bir uzmanla işbirliği yapmak önemlidir.

Psikoterapi almaya karar vermek kişisel ihtiyaçlarınıza ve yaşam koşullarınıza bağlıdır. Psikoterapi, duygusal zorluklarla başa çıkmak, ilişkileri güçlendirmek, stresi azaltmak, zihinsel sağlığı iyileştirmek ve kişisel gelişimi desteklemek için etkili bir yöntemdir. Terapi, zor zamanlarda duygusal destek sağlamak, içgörü kazanmanıza yardımcı olmak ve yaşam kalitenizi artırmak için kullanılabilir. Ayrıca, psikoterapi duygusal sorunları anlamaya ve bunlarla daha etkili bir şekilde başa çıkmaya yardımcı olur. Kendinizi daha iyi hissetmek, yaşamınızı yönlendiren olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmek veya ilişkilerinizdeki sorunları çözmek istiyorsanız psikoterapi sizin için faydalı olabilir. Özetle, psikoterapi kişisel gelişiminizi desteklemek ve duygusal refahınızı artırmak için değerli bir araç olabilir.

Psikoterapinin beyin üzerindeki etkileri, zihinsel sağlığı iyileştirmek ve duygusal sorunlarla başa çıkmak için nasıl çalıştığını anlamak için çeşitli araştırmalarla incelenmiştir. Psikoterapi süreci, beyindeki nöroplastisiteyi (sinirsel değişkenlik) destekleyebilir. Bu süreçte, terapi almak, beyindeki sinir devrelerinde ve bağlantılarında değişikliklere yol açabilir. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) gibi yöntemler, beyinde olumsuz düşünce kalıplarını değiştirerek duygusal tepkileri düzenlemeye yardımcı olabilir. Ayrıca, terapi sırasında sağlanan destek ve yönlendirme, stres hormonlarının düzeylerini düzenleyebilir ve beyin kimyasını etkileyebilir. Psikoterapinin uzun vadeli etkileri arasında, duygusal ve zihinsel sağlığın iyileştirilmesi, stresin azaltılması ve kişisel gelişimin teşvik edilmesi yer alabilir. Ancak, beyin üzerindeki tam etkileri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır ve bu süreç bireyden bireye değişebilir.

Psikoterapi Hakkında Yanlış Bilinen İnanışlar

Psikoterapi süreci, tek bir seansla tüm sorunların çözülmesi gibi bir mucize vaat etmez. Tek bir seans, bazen rahatlama sağlayabilir ve kişinin duygusal yükünü hafifletebilir, ancak derinlemesine ve kalıcı değişim için devam eden, sistematik bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Psikoterapi, bireyin kendisini daha iyi anlamasını, sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmesini ve yaşamındaki olumsuz döngüleri kırmasını sağlar. Bu süreç, sabır ve kararlılık gerektirir; tıpkı fiziksel sağlığımız için düzenli egzersiz yapmamız gerektiği gibi, zihinsel ve duygusal sağlığımız için de düzenli terapi seanslarına katılmak önemlidir.

Psikoterapi, bilimsel temellere dayanan ve birçok kişi için anlamlı ve kalıcı değişim sağlayan etkili bir tedavi yöntemidir. Konuşma terapisi, yalnızca duyguları ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda bireylerin düşünce ve davranış kalıplarını yeniden şekillendirmelerine yardımcı olur. Araştırmalar, psikoterapinin depresyon, anksiyete, travma ve daha birçok zihinsel sağlık sorununda etkin olduğunu göstermektedir. Terapi sürecinde, bireyler kendilerini daha iyi anlar, sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirir ve yaşamlarındaki zorluklarla başa çıkmak için gerekli becerileri kazanırlar. Konuşma, bir başlangıç noktasıdır; fakat doğru yönlendirme ve destekle, konuşma terapisi bireyin yaşamında derin ve olumlu değişiklikler yaratabilir.

Hipnoz, psikoterapide kullanılan bir teknik olmasına rağmen, tek başına tüm sorunları çözecek bir sihirli değnek değildir. Hipnoterapi, bazı kişilerde faydalı olabilir ve geçmiş travmaları keşfetmek veya stresle başa çıkmak için kullanılabilir, ancak etkili ve kalıcı değişim genellikle kapsamlı bir terapi süreci gerektirir. Psikoterapi, bireyin bilinçli farkındalığını artırarak sorunlarının kökenini anlamasına ve bu sorunlarla başa çıkma yollarını öğrenmesine yardımcı olur. Sadece sorunlu anıları bulmak yeterli değildir; bu anıların üzerine çalışmak, onları yeniden değerlendirmek ve sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmek de önemlidir. Bu nedenle, hipnoz tek başına yeterli bir çözüm sunmaz; ancak eğitimli bir terapistin rehberliğinde, bütüncül bir terapinin parçası olarak etkili olabilir.

Psikoterapi, bireylerin yaşamlarında anlamlı ve olumlu değişimler yaratmasına yardımcı olabilir, ancak %100 iyileşme garantisi vermek gerçekçi değildir. Her bireyin terapiye tepkisi farklıdır ve iyileşme süreci, kişisel faktörlere, terapinin süresine ve uygulanan yöntemlere bağlı olarak değişir. Psikoterapi, bireylerin kendilerini daha iyi anlamalarını, sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmelerini ve yaşam kalitelerini artırmalarını sağlar. Ancak, bu süreç sabır ve zaman gerektirir. Bir terapist, en iyi şekilde destek sunabilir, ancak iyileşme bireyin çabasına ve iş birliğine de bağlıdır. Dolayısıyla, psikoterapi umut verici sonuçlar sunar, ancak garantili sonuçlar vaat etmek yanıltıcı olur.

Psikoterapide her bireyin deneyimi ve ihtiyacı benzersizdir, bu nedenle "her hastalığı tedavi eden" veya "her soruna çare olan" bir yöntem olduğunu iddia etmek yanıltıcıdır. Psikoterapi, farklı yaklaşımlar ve teknikler içeren karmaşık bir süreçtir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT), psikodinamik terapi, insan merkezli terapi gibi çeşitli yöntemler, farklı sorunlara yönelik olarak geliştirilmiştir ve her bireyde farklı şekillerde etkili olabilir. Bir terapistin rolü, kişiye özel bir yaklaşım belirlemek ve en uygun tedavi planını oluşturmaktır. Her bireyin tedaviye tepkisi farklıdır ve bu nedenle terapi süreci kişiselleştirilmiş ve esnek olmalıdır. Bu bağlamda, her soruna çare olduğunu iddia etmek, psikoterapinin karmaşıklığını ve bireyselliğini göz ardı etmek anlamına gelir.

Yazılarımız

Ruh sağlığı,  psikoterapi teknikleri ve daha pek çok konuda bilgilendirici ve ilham verici içerikler bulabilirsiniz. Amacımız, sizlere zihinsel ve duygusal sağlık konusunda destek olmak, farkındalığınızı artırmak ve hayatınıza olumlu katkılar sağlamaktır.