Travma Sonrası Ortaya Çıkan Tepkiler

Travma Sonrası Ortaya Çıkan Tepkiler

Travma Sonrasında Donuklaşma ve Kaçınma Tepkileri | Donuklaşma Tepkileri | Kaçınma Tepkileri | Artmış Uyarılma Tepkileri| 

Donuklaşma ve Kaçınma Tepkileri

Donuklaşma ve kaçınma tepkileri, yaşamakta olduğunuz yoğun olumsuz duyguları kontrol edebilmek için zihninizin ve bedeninizin kullandığı savunma yollarından bir tanesidir. Bu tepkiler yalnızca travma sırasında yaşadığınız duyguları değil, travmadan sonraki dönemde olayın zihninizde tekrar yaşanmasına bağlı olarak oluşan duyguları da kontrol etmek için ortaya çıkar.Travma Sonrası Ortaya Çıkan Tepkiler | Şişli Terapi Enstitüsü

a. Donuklaşma Tepkileri

Zihninizin kendini travma sırasında ve sonrasında ortaya çıkan yoğun duygusal acıdan koruyacak bir biçimde programlanmıştır. Ağır travma geçirenler genellikle, kendilerini oldukça üzen duygusal deneyimlere yoğun bir duygusallıkla yanıt verdiklerini dile getirmektedir. Kendilerini umursamaz hissetmelerinin nedeni ise günlük yaşamlarında asla düşünmedikleri şeyleri travma sonrasında hayatta kalmak için yapmalarından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, travmanın bir yönüne ya da tamamına duyguları kapatmak, olayı hiç yaşamamış gibi algılamak ya da yok saymak anlamına gelmektedir. Bu, sizin duyarsız ya da duygusuz bir insan olduğunuzu göstermez. Yalnızca travmanın olumsuz etkilerine rağmen ayakta kalabilmenizi sağlayan zihinsel bir savunma kullandığınızı gösterir.Duygusal yönden donuklaşma, travmadan sonra günlerce hatta haftalarca sürebilir. Çevrenizdekiler bunu bir güçlülük göstergesi ya da sorunla başa çıkma biçimi olarak yorumlayabilirler. Bu tür yorumlar tepkilerinizin sağlıklı olduğunu düşündüreceği için gerçek duygularınızı ortaya çıkarmaktan kaçınabilir ve aynı tepkileri vermeye devam edebilirsiniz. Böylelikle kendinize başkalarının yaşadığı öfke, acı, üzüntü, gibi duyguları yaşama şansı vermeyebilirsiniz. Ancak, bu tür tepkisizleşme, yakınlarınıza sevgi, özlem gibi olumlu duyguları ifade edebilmenizde de zorluk oluşturacaktır. Böylelikle çevrenizdekilerden uzaklaşabilir, kendinizi ortama yabancılaşmış hissedebilir ve insanlarla duygusal yakınlık kurmaktan kaçınabilir duruma gelebilirsiniz.Travma sırasında yaşadığınız olumsuz duygular o kadar yoğundur ki duygusal donuklaşma sizi bu olumsuz duyguları hissetmekten korumaktadır. Duygusal donuklaşmanın olumsuz yanı, travma öncesinde diğer insanlarla kurduğunuz yakın ilişkilerin verdiği hoş duyguları artık hissedememenizdir. Bu nedenle donuklaşma ve duygusal tepki vermeme, başlangıçta işe yaramakla birlikte, uzun süre devam ederse olumsuz sonuçlar oluşturabilmekte ve travmanın iyileşmesini geciktirebilmektedir.

b. Kaçınma Tepkileri

Kaçınmanın temel amacı, yaşadığınız acı deneyimini hatırlatan durumlardan uzak kalmanızı sağlamaktadır. Çünkü bu tür durumlar ve ortamlar travma sırasında yaşadığınız korkuyu tetikler. Bu, travmayı hatırlatan herhangi bir durumla karşılaştığınızda, travma sırasında hissettiğiniz duyguların benzerlerinin ortaya çıkacağı anlamına gelir. Bu tür duygular sizi çok rahatsız edeceğinden, travmayı hatırlatan ortam ve durumlardan uzak durursunuz. Ancak bu tür kaçınma tepkileri yaşadığınız travmaya anlam vermeyi güçleştiren ve iyileşmeyi geciktiren tepkilerdir. Çünkü kaçınma tepkileri olayın zihinde tekrar tekrar yaşanmasını engelleyerek olumsuz yaşantının anlamlandırılmasını ve travma öncesi yaşama dönülmesini geciktirir.

Artmış Tepkiler

Travma sırasında ortaya çıkabilecek tepkilerden biri de artmış uyarılma durumu ile ilgilidir. Bunlar, yaşadığınız olumsuz duygularla ortaya çıkan bedensel tepkilerdir. Genellikle travmayı hatırlatan ya da travmanın bir yönünü çağrıştıran durumlarda oluşur. Ancak, nadiren travmayla ilgisiz gibi görünen durumlarda da ortaya çıkabilir.Bedensel tepkiler vücudunuzda üretilen adrenalin adlı maddenin dolaşım sistemi içine salgılanması sonucu oluşur. Travma sırasında da muhtemelen benzeri bir adrenalin salınımı gerçekleşir. Artmış uyarılmaya bağlı olarak ortaya çıkan tepkilerden bazıları şunlardır:

  • Uykuya geçişte ya da uykuyu sürdürmekte güçlükler

Uykusuzluk daha önce sözü edilen kabuslarla ve kötü rüyalarla ilgili olabilir. Kişi bu tür kabuslar ve rüyalar görmemek için uyumayabilir. Bu tepkilerin ortaya çıkması vücutta salgılanana adrenalin miktarının artması ile ilgilidir. Artan adrenalin herhangi bir tehlike durumunda kendinizi korumak amacıyla sizi uyanık tutmaya yöneliktir. Ancak aynı adrenalin, güvenli ortamlarda uymanıza da engel olumsuz bir etki oluşturabilir.

  • Huzursuzluk ve öfke patlamaları

Çoğu kez öfke ya da huzursuzluğu ortaya çıkaracak görünür bir neden yoktur. Bu nedenle kendinizi kontrol edemiyormuş gibi bir duygu yaşayabilirsiniz. Gereksiz ve yersiz tartışmalar içine girdiğinizi, çabuk sinirlendiğinizi, çevreye zarar verici davranışlar yaptığınızı fark edebilirsiniz.Öfke tepkisi de adrenalin salgılanması ile ilgilidir. Güvenliği tehdit edici bir durumda kendinizi korumak amacıyla adrenalin salgılanır. Ancak buradaki sorun, öfkenizin kendinize ve sizi seven kişilere yönelmesidir. Bu nedenle öfkenizle ilgili olarak daha sonra suçluluk duygusu yaşayabilirsiniz.

  • Konsantrasyon ve bellek güçlükleri

Zihniniz yaşadığınız travma ile öylesine meşguldür ki dış dünyadan gelen yeni bilgilere konsantre olmakta zorlanabilirsiniz. Travma sonrası yaşanan uyku problemlerinden dolayı da konsantrasyon problemleri yaşayabilirsiniz.

  • Kendiniz ve yakınlarınız ile ilgili abartılı endişe hissi

Aşırı uyarılmışlık durumlarında kişi ilgi ve dikkatini çevresindeki tehlikelere odakladığından, bazen gerçekçi olmayan bir tehdit duygusu hisseder. Kişi çevresindekilere karşı aşırı koruyucu ve kollayıcı davranışlar içine girebilir. Onların normal yaşamlarında alışageldikleri faaliyetlerini kısıtlayabilir, biraz geciktiklerinde aşır tedirginlik hissedebilirler. Bunları yapmazsa kendisine ve çevresindekilere bir zarar geleceğine ilişkin derin endişeler duyabilir.Tüm bu tepkiler uyarılmanın artması nedeniyle vücudun koruyucu sistemlerinin devreye girmesi sonucu olur. Zihninizin aşırı uyanık olmasının amacı, çevrede olup bitenleri yakından izleyebilmek içindir. Ancak güvenlik duygusunu sağlamaya yönelik bu tepkiler aşırı ve abartılı olduğunda, kişi tehlikeli olanla güvenli olanı birbirinden ayırmakta güçlük çeker.

  • Aşırı irkilme tepkileri

Bu tür tepkiler sizi korkutabilir ve nedenini anlayamayabilirsiniz. Hatta kontrolü kaybettiğinizi düşünebilirsiniz. Ancak irkilme tepkileri de diğer tüm tepkiler gibi sizi tehlikeden korumaya yöneliktir. Travmayı atlatıp normal yaşama dönünceye kadar geçen sürede bu tür tepkiler yaşamanız normaldir.

  • Travmayı hatırlatan ortamlarda çıkan bedensel tepkiler

Bu tür tepkiler bireyden bireye farklılık gösterir. Bazıları kalp atımlarının hızlandığında, bazıları nefes almakta güçlük çektiğinden, bazıları ise bulantı, kusma gibi şikayetlerden yakınabilir. Bu belirtiler rahatsız edici olmakla birlikte aslında adrenalin salgılanması ile ilgilidir. Bedeninizin tehlikeye verdiği uyarıcı sinyaldir. Kişiyi korkutan ise bu belirtiler değil, bu belirtilere verdiği anlamdır.

Bir Yakınınızı Kaybetmeye Bağlı Tepkiler

Bir travma sonucu bir yakınınız ölürse bu acıya kendinizi hazırlama şansınız yoktur. Vereceğiniz tepkiler de bu doğrultuda şekillenir. Ölüm size ani bir şok duygusu yaşatacaktır. Eğer, ölen üstelik genç bir insansa, zamansız bir ölüm olduğundan bunu kabullenmek daha da güç olacaktır. Ölen çocuğunuzsa acının azalması hem güç olacak hem de daha uzun sürecektir.

Travma Sonrası Ortaya Çıkan Tepkiler | Şişli Terapi Enstitüsü

Yas öylesine acılı bir süreçtir ki bedelini ödemekten kaçmak istersiniz. Ancak kaybınızla ilgili duyguları bastırmak size yarar sağlamayacaktır. Çözümlenmemiş yas bir dizi psikolojik soruna yol açabilir. Bunlar arasında kaygı bozuklukları, panik, depresyon gibi durumlar vardır. Çözümlenmemiş yas, kalp sorunları, çeşitli alerjiler, vücut direncinin düşmesi gibi çeşitli fiziksel sorunlara da yol açabilir. Bu nedenle yasınızı inkar etmemeli ve onunla yüz yüze gelmelisiniz. Acınızı yakınlarınızla paylaşmak, duygularınızı açıkça dile getirmek, öfkenizi ifade etmek, yas sürecini kısaltmanızda yararlı olacaktır.

Beden Parçalarından Bir Bölümünü Kaybetmeye ya da Fiziksel Görünümde Değişikliğe Bağlı Tepkiler

Kol, bacak gibi bedenin bir parçasını kaybetmek (uzuv kaybı) veya fiziksel yaralanmaya bağlı genel görünümde oluşan değişiklikler, bazen bir yakınınızı kaybetmek kadar acı verici olabilir. Çünkü bir bakıma eski kimliğinizin bir kısmını kaybetmiş olursunuz. Yeni kimliğinize alışmak ve ona uyum sağlamak doğal olarak zaman alacaktır. Bu süreci kısaltmak için acınızı, yasınızı ve diğer olumsuz düşüncelerinizi ifade etmek, yakınlarınızla paylaşmak ve duygularınızı daha çok dile getirmek yararlı olacaktır.

Cinsel Güçlükler

Gerginliğinizin fazla oluşu ve fiziksel yakınlaşma konusundaki güçlükleriniz, cinsellikten zevk almanızı engelleyebilir. Cinsel ilgi ve istek azalması ise hem uyarılmayı hem de orgazmı güçleştirecektir. Bütün bu nedenlerle cinsel yaşamımız travma öncesindeki dönemden tamamen farklı olabilir. Travma, yaşamınız üzerindeki kontrolü geçici de olsa elinizden aldığından, kendinizi cinsel konularda da çaresiz hissedebilirsiniz. Cinsel yakınlaşmadan zevk alabilmek için önce gerginliğinizi azaltabilmeli yani gevşeyebilmelisiniz. Ancak henüz travmanın etkileri sona ermediğinden, kendinizi gergin ve aşırı kontrollü hissettiğinizden gevşeyebilmek sizin için oldukça zor olabilir.

Şiddet içeren fiziksel ya da cinsel travmalardan sonra cinsel güçlükler daha sık olarak ortaya çıkar. Ancak, her türlü olağandışı travmadan sonra geçici süre için çeşitli cinsel sorunların yaşanması şaşırtıcı değildir. Böyle bir durumda paniğe kapılmamak, bu durumun beklenen normal bir sonuç olduğunu bilmek, cinsel ilişkiye girilecekse bunu başarı kaygısını gidermek için değil, gerçekten istendiği için yapmak daha uygun olacaktır. Travma öncesinde doyumlu ve uyumlu bir cinsel yaşamınız varsa ve eşinizin cinsel yaşamı sizinki kadar etkilenmemişse, eşiniz sizdeki bu değişiklikleri anlamakta güçlük çekebilir. Hatta bu değişikliklerden kendini sorumlu tutabilir. Bu tür durumlarda eşinizi sevdiğiniz halde fiziksel ve duygusal yakınlık kuramıyor olmak sizi daha da üzecektir. Bu nedenle mevcut durumunuzu eşinizle paylaşmak, bu durumun eşinizle ilgili olmadığını ona açıkça aktarmak yerinde olacaktır.

Travma ve Depresyon 

Depresyon travmadan sonra sık görülen bir durumdur.  Genel bir ilgi ve istek kaybının yanı sıra daha önce zevk alınarak, yürütülen aktivitelerden uzak durma, zevk alamama, geleceğe yönelik umutsuzluk ve çaresizlik, enerji kaybı ve çabuk ağlamam depresyonun en temel belirtileridir. İştah kaybı, uykuya geçişte ya da uykuyu devam ettirmekte güçlükler ve bedenin çeşitli bölgelerine yönelik yakınmalar depresyon belirtileri olabilir. Depresyona bağlı olarak ortaya çıkabilen kendine zarar verme düşünceleri yoğun ise zaman kaybetmeden psikolojik destek alma yoluna gitmelisiniz.

Depresyonunuz, yaşadığınız travma sonucu ortaya çıkmışsa, travmanın etkileri azaldıkça bu belirtiler de kendiliğinden iyileşecektir. Ancak depresyonunuz yaşadığınız travmanın üzerinde çalışmak ve travmanın çözümlenmesin engel olacak şiddette ise o zaman ilaç kullanmanızda yarar vardır. Depresyon sizi normal yaşamınızdan koparan ve yaşan kalitenizi olumsuz biçimde etkileyen bir hastalık olmasına karşın ilaç tedavisi ile kolaylıkla tedavi edilebilen bir ruh sağlığı sorunudur.

Suçluluk, Kendini Suçlama

a. Travma sırasında gösterilen tepki nedeniyle kendini suçlama 

Yaşanan travma sırasında bir yakınını kaybeden kişiler sıklıkla kendilerini suçlar.

Genellikle travma sonrasında rahatsız edici anılar tekrarlayıcı biçimde yaşandığından, suçluluk duygusu yaşayan bireyler neleri farklı yapsalardı bu felaket önlenebilirdi biçimde düşünür ve olayın sonuçlarından kendilerini sorumlu tutarlar.

Travmanın çözümlenmesi sürecinde en önemli adımlardan biri, travma sırasında ne yapıldı ise bunun suçluluk duygusu yaşamadan olduğu gibi kabul edilmesidir.

b. “Onun yerine ben ölmeliydim” duygusu

Travma sırasında bir yakınını kaybeden kişiler halen yaşıyor oldukları için kendilerini suçlu hissetmeleri sık görülen bir durumdur. Bu tür durumlarda hayatta kalmak çoğu kez ölmekten daha zor gelebilir. Burada, hayatta kalmak, sevilen kişinin öldüğünü bilerek yaşamak demektir. Bu koşullarda kişi kendisinin yaşama hakkı olmadığını düşünebilir ve mevcut suçluluk duygusu yaşamın mutluluk ve zevk veren yönlerinden uzak durmasına neden olabilir. Böyle bir duygu, travmanın oluşturduğu yaraların iyileşmesini geciktirir.

Böyle bir tutum, kontrol edilemez bir durum üzerinde kontrol kurma çabalarının bir işareti olabilir. Travmanın etkilerinden kurtulabilmek yönünde atılan önemli adımlardan biri, değiştiremeyeceğimiz bir gerçek için kendi kendinizi yersiz biçimde suçlamaktan vazgeçmek ve geçmişi değiştiremeyeceğimizi bilmek çok acı verici olabilir.

TSSB ve Bilişsel Davranışçı Terapi

Psikolog ve terapistlerin TSSB  tedavisinde kullandıkları terapi yaklaşımları 3 ana grupta toplanabilir;

  1. Yaşanılan travmatik olay ve uyaranla bireye yüzleştirmek ( gerçek hayatta veya imgeleme ile)
  2. Travmatik olay ile ilgili değerlendirmelerin mevcut varsayım ve inanışların ortaya çıkartılıp , işlevsel olmayanların gözden geçirilip değiştirilmeleri
  3. Kişiye kaygısı ile başa çıkma becerilerinin kazandırılması

Terapide, özellikle yüzleştirme yaklaşımlarının etkili olduğu görgül çalışmalarla desteklenmiştir. Ancak  terapide bazı zorluklar da vardır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile görülebilecek depresyon ve intihar düşünceleri tedavi planlamasından ön planda olmalıdır.  Hafif ve orta şiddetli depresyon TSSB  terapisi ile ortadan kaldırılabilir.Travmatik yaşantısı olan kişiler olayı hatırlamaktan, olayla ilgili konuşmaktan kaçınabilir.  Bu onların terapi olanaklarını kullanmamalarına veya terapiyi erken bırakmalarına yol açabilir.  Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşayan danışanlarda güven duygusunu yaratabilmek  anlaşıldıklarını hissettirebilmek ve sorunların azalması için kullanılacak olan Bilişsel-Davranışçı Terapi yaklaşımının rasyonelini anlamalarını psikolog veya terapistlerin sağlaması önemlidir.Travma Sonrası Stres Bozukluğunda sosyal destek kaynaklarının bulunması  ve bu kaynaklardan destek almak terapiye devamı sağlamada yararlı olacaktır. Bu nedenle  danışanın terapi rasyonelini anlayabilen ve iş birliğine açık yakınları veya arkadaşlarını yüzleştime rasyonelinde bilgilendirip,  terapi ortaklığı olarak kullanmak seanslar arası uygulamaları daha etkili kılabilmektedir.Ayrıca yüzleştirme sürecine hazırlık amacı ile nefes kontrolü, gevşeme gibi başa çıkma becerileri bazı danışanların terapide kalmasını kolaylaştırabilen psikolog ve terapist etkileşimleridir.Yüzleştirme ve bilişsel terapilerin etkilerinin kalıcı olması ve terapi sonrası zorluklarla başa çıkmak için hazırlık yapmak gerekir. Bunun için danışana belirtilenlerin bazı durumlarda tekrar hissedilebileceği konusunda psiko-eğitim verilmelidir.  Terapi sürecinde yardımcı bulduğu uygulamaları tekrar uygulaması hayalde yüzleşme, nefes kontrolü gibi teknikleri, zorlukla karşılaşırsa tekrarlanması tavsiye edilir.Travmatik yaşantıların yıl dönümleri danışanlar için özel olarak stres yaratan ve zorlayıcı zamanlardır. Terapiyi sonlandırırken bu zorluklar da mutlaka ele alınmalıdır.

Şişli Terapi Enstitüsü olarak yaşadığınız travmatik yaşantılarda psikolojik destek sağlamaktayız. Travmatik deneyimlerle ilgili psikolog desteği almak travmanın yarattığı sarsıntının üstesinden gelmede önemli ölçüde destek sağlayabilir.

Powered by Froala Editor

Paylaş