Skip to main content
×
Şişli Terapi Enstitüsü
BLOG-BG-HIGH
Home » kişilik » Narsisistik Kişilikler

Narsisistik Kişilikler

Narsisistik Kişiliklerin Ayırıcı Özellikleri Nelerdir? Narsisizm Nedir? Narsisistik Kişilik, Savunma ve Uyum Süreçleri Nelerdir? Narsisizmde Dürtü, Duygulanım, Mizaç Nasıl İşler?

Narsisistik Kişilikler

Psikanalitikler, kişilikleri özsaygılarını kendileri dışından onay alarak sürdürme çabası etrafında örgütlenmiş kişileri narsisistik olarak adlandırırlar. Hepimizde kim olduğumuz ve ne kadar değerli olduğumuz duygusu zayıflıklar ve kırılganlıklar taşır ve hepimiz hayatlarımızı kendimiz hakkında iyi hissedebilmenmizi sağlayacak şekilde yaşamaya çalışırız. Bizim için önemli olan kişilerin davranışlarımızı onaylamaları özsaygımızı güçlendirir; onaylamaları ise özsaygımızı yaralar bazılarımız da özsaygımızı besleyen “narsisistik tedarikler” veya destekleyen kaynaklara ilişkin endişeler başka meselelerin o kadar önüne geçer ki, aşırı derecede kendi ile meşgul biri olarak değerlendirmemiz doğru olabilir. “Narsisistik Kişilik” ve “Patolojik Narsisizm “gibi terimler, bu orantısız derecedeki kendi ile ilgilenme durumu için kullanılır; normal nitelikteki onaylamaktan hoşlanma veya eleştirilmeye duyarlı olma durumu değil. Freud narsisizm terimi de sudaki kendi yansısına âşık olmuş ve bu imgenin hiçbir şekilde duyuramadı bir tür özlem duygusu yüzünden sonunda ölmüş bir genç olan Narsissus’a ilişkin Yunan mitinden almıştır.

Bazı kişilerin, özsaygı alanı ile ilgili ve yalnızca dürtü ve bilinçdışı çatışmalar çerçevesinde açıklanması ve buna paralel olarak da çatışma-temelli terapi modellerine göre tedavi edilmesi zor olan sorunlar yaşadıklarına işaret edilmiştir. Çağdaş psikanalize göre, bu tür sorunlar yaşayan kişilerin deneyimlerini bir eksiklik modeli daha iyi açıkladığı görülmektedir; bu kişilerin içsel hayatlarında bir şeyler orada bulunmamaktadır, eksiktir.

Başkalarına nasıl göründükleri ile meşgul haldeki narsisistik örgütlenme gösteren kişiler, alttan alta insanları kandıran ve onlara verecek sevgileri olmayan kişiler gibi hissedebilirler. Bu kişilerin kendini kabul duygusunu geliştirmelerine ve ilişkilerini derinleştirmelerine nasıl yardım edileceği, dinamik psikolojinin, Freud’un el atmaya ancak başladığı alanlara doğru ilerlemesi ile bulundu. Temel güven ve kimlik daha işlevci bir nitelik taşıyan ego kavramı yerine kendilik özsaygı ayarı, bağlanma ve ayrılma, gelişimsel duraklama ve eksiklik ve utanç gibi kavramların geliştirilmesi narsisizme ilişkin anlayışımıza katkıda bulundu.

Ernest Jones (1913)

“Tanrı Kompleksi” adlı makalesi ile Ernest Jones (1913), alenen büyüklenmeci türde olan narsistik kişileri betimleyen ilk analist olmuştu. Jones, teşhircilik, duygusal açıdan uzaklık ve ulaşılmazlık, tümgüçlülük fantezileri, yaratıcılığını aşırı değer verme ve yargılayıcı olma eğilimi niteliklerinin öne çıktı bir insan tipi betimlemiştir. “Bu kişiler ruh sağlıklarını tamamen bitirdiklerinde, aslında Tanrı oldukları hezeyanını açıkça dile getirir bir hale gelebilirler; her ruh sağlığı hastanesinde bunun örneklerine rastlanabilir. ” yorumunu yapmıştır.

Wilhelm Reich (1933)

Wilhelm Reich (1933) “Character Analysis” adlı kitabının bir bölümünü “fallik narsisistik karakter”’in değerlendirmesine ayırmıştır; bu karakter “kendinden emin… kibirli… enerjik, davranışları çoğu kez etkileyeceği… gelmekte olduğunu sevdiği bir saldırıyı genellikle kendi saldırısı ile karşılayan…” biri olarak betimlenmiştir.

Narsisizmde Dürtü, Duygulanım, Mizaç

Narsistlik bireyler, oldukça çeşitli alt-tiplerde yer alırlar, patolojilerinin tespit edilmesi çoğu kez zordur ve başkalarına da o denli açık şekilde zarar vermezler. Ekonomik, sosyal, siyasi, askeri veya başka bir açıdan başarılı narsisistik kişileri insanlar beğenebilir ve örnek alabilirler. Tanınıp kabul edilmeye yönelik narsisistik açlığın içsel bedellerini, dışarıdan bakanlar nadiren görebilirler ve narsisistik amaçları gerçekleştirmeye çalışırken başkalarına verilen zararlar, önemsiz şeyler veya yetkin biri olmanın zorunlu olumsuz etkileri olarak akılcılaştırılabilir.

Narsisistik karakter geliştirme riski altında olan kişilerin, başkalarına göre, söze dökülmüş duygusal mesajları bünyesel olarak daha hassas olabilecekleri gibi görünmektedir. Spesifik olarak narsisizm, başkalarının dile getirilmemiş duygulanımlarına, tutumlarına ve beklentilerine olağanüstü derecede hassas görünen bebeklerle ilişkilendirilmiştir. Alice Miller (1975), örneğin, birçok ailede, doğal sezgisel yetenekleri bilinçdışı şekilde bakıcıları tarafından bakıcılarının kendi özsaygılarının sürekliliğinin sağlanmasına yönelik olarak sömürülmüş bir çocuk bulunduğuna ve bu çocuğunda yetişkinliğe ulaştığında kimin hayatını yaşaması gerektiği konusunda kafası karışmış bir hale geldiğine inanır. Alice Miller’a göre, böyle yetenekli çocuklara narsistik uzantılar olarak davranılması yeteneklerin sınırlı çocuklara göre daha muhtemeldir ve dolayısıyla bu çocukların büyüdüklerinde narsisistik yetişkinler olma ihtimali de yüksektir.

Kernberg (1970)

Kernberg (1970), kendinde hak gören, nispeten daha büyüklenmeci narsisistik danışanları tartışırken, bu kişilerin ya doğuştan gelen güçlü bir saldırgan dürtüye sahip olabileceklerini ya da saldırgan etkilerle ilgili kaygıya bünyesel olarak belirlenmiş bir tahammül eksikliği yaşıyor olabileceklerini ileri sürmüştür.

Narsisistik kişilik örgütlenmesi ile ilişkilendirilen başlıca duygulara gelirsek; utanç ve haset klinik literatürde üzerinde tekrar tekrar durulan duygulardır. Narsisistik kişilik, öznel deneyimlerini utanç duyguları ve utandırılma korkuları sarar. Utanç Kötü veya hatalı olarak görülme duygusudur; kişiyi izleyenler kendiliğin dışındadır. Başta çaresizlik, çirkinlik ve güçsüzlük duyguları bulunur.

Duygularla ilgili başka bir olgu da narsisistik kişinin haset duygusuna kapılmaya yatkın olmasıdır. Belli yönlerden eksikliklerin olduğuna ve yetersizliklerimin her an açığa çıkma riskinin bulunduğuna ilişkin içsel bir inancın varsa, kendilerinden memnun görünenlere veya ben de eksik olanları telafi edeceğine inandığını nitelikleri olanlara haset duyarım. Hasret, Ayrıca, narsisistik örgütlenme gösteren kişilerin hem kendilerine hem de başkalarına yönelik olarak sıkça gözlemlenen yargılayıcı tutumlarının kaynağı da olabilir. Kendimde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorsam ve sizi bunların tümüne sahip biri olarak algılıyorsam, sizin sahip olduklarınızı beğenmeyerek, küçümseyerek veya eleştirerek tahrip etmeye çalışabilirim.

Narsisizmde Savunma ve Uyum Süreçleri

Kullandıkları en temel savunmalar; idealizasyon ve değersizleştirmedir. Bu savunmalar birbirlerini tamamlayıcı bir nitelik taşırlar; kendilik idealize edildiğinde, öteki kişiler değersizleştirilir veya kendilik değersizleştirildiğinde, öteki kişiler idealize edilir.

Narsisitik kişilerin karşılarına çıkan herhangi bir konuyu ele alırken kullandıkları değişmez bir “sıralama” süreci vardır.: “En iyi” doktor kim? “En iyi” anaokulu nerede? “En iyi” eğitim nerede verilmektedir? Diğer olasılıklarla karşılaştırmaya dayalı bir prestijle ilgili endişeler, gerçekçi avantaj ve dezavantajları tamamen bir yana itebilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *