Skip to main content
×
Şişli Terapi Enstitüsü
BLOG-BG-HIGH
Home » Depresyon » Kaygılı Kişilik

Kaygılı Kişilik

Kaygı Nedir? Kaygılı Kişilik Nedir? Kaygılı Kişilik Belirtileri Nelerdir? Genel Kaygı Bozukluğu Nedir? Terapi Süreci Nasıl işler?

Kaygı Kaygılı Kişilik

Kaygı Nedir?

Kaygı olağan bir heyecandır. Karşılaştığımız durumlar belli ölçüde bir tehlike içeriyorsa, az ya da çok bir kaygı duyarız: bir sınava girdiğinizde, bir topluluğun önünde yapacağımız konuşmadan önce, kara giderken yolda geciktiğimizde, vb.

Kaygı hoş bir heyecan olmadığı için tehlikelere maruz kalmamaya ayarlayarak bu durumdan kaçınmaya çalışırız: kaygılanma eğiliminde olanlar sınava, yapacakları konuşmaya iyi hazırlanacaklar ve zamanından önce garda olmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Bu olaylar üzerindeki kontrollerini yitirmemeye çalışacaklardır. Ancak, yine aşırı kaygılı kişiler, bu hiç de hoş olmayan kaygı duyma olayından kaçınmak için kendileri için çok zor olacağını ileri sürdükleri sınava girmeyecekler, konuşma yapmak için söz almayı istemeyecekler ya da seyahate çıkmayacaklardır, çünkü tersi durumlar onlarda kaldıramayacakları bir endişe yaratacaktır.

Kaygılı Kişilik Nedir?

Temel inanışı şu şekilde ifade edilebilir: “Dünya, her an bir felaketin meydana gelebileceği tehlikeli bir yerdir“. Bu inanışa katılan depresif bir kişilik, sırtını kamburlaştırarak gelecek darbelerin etkisini azaltmakla yetinirdi. Oysa, kaygılı kişi tam tersine, tüm çevresini kontrol etmeye çalışarak yakınlarına haber vermek için her şeyi yapacaktır.

İkinci inanışı “çok dikkatli olunarak, olayların ve kazaların çoğu önlenebilir.“ biçiminde özetlenebilir. Sonuçta, hiç de haksız demez misiniz? Dünya her an bir felaketin gerçekleşebileceğini tehlikeli bir yer değil midir? Bunu doğrulamak için herhangi bir gazeteye göz atmak yeterli olacaktır: uçuruma yuvarlanan bir otobüs, ekmek almak için sokağa çıktığında otomobil altında kalan anne. İnsanlar her gün, mutfaklarında tezgahlarının başında ya da bahçelerinde ölüyorlar ya da ağır biçimde yaralanıyorlar. Öyleyse, dikkat kesilerek evde meydana gelen kazalar sonucu bir sürü kazayı ve felaket önleyebileceğimiz doğru değil mi? Sonuçta kaygılı kişi haklı dünya tehlikelerle dolu ve dikkat etmek gerekli!

Kaygılı kişinin inanışlarını, kaygılı olmayan kişilerin inanışlarından ayıran, bunların sıklığı ve yoğunluğudur. Tabii ki, başımıza her zaman bir felaket gelebilir; bizler zavallı ve yok olmaya mahkûm varlıklarız, ancak çoğumuz bu felaketleri unutarak yaşamayı başarıyoruz. Bu durum, kontrol edebileceğimiz tehlikelere karşı önlemler almamızı engellemiyor. Örneğin direksiyon başında, özel bir kaygı ve her kavşakta kaza endişesi duymadan, emniyet kemerimizi takıyoruz. Asla denetleyemeyeceğimiz, (ağır hastalıklar, bir yakınımızın otomobil kazası geçirmesi gibi) ciddi tehlikeleri başımıza gelmediği sürece düşünmekten kaçınıyoruz.

Öte yandan, treni kaçırma, geç kalma, tavuk budunun iyi pişmemesi gibi yaşamın küçük aksaklıkları da kaygılarımızı artırır ama ölçüyü kaçırmadan.

Kaygılı kişilerin “alarm sistemlerini” biraz fazla duyarlı çalışması, bu kişilerin oldukça sıkıntı çekmelerine neden olmakta; kaygının egemen olduğu düşünceler, fiziksel gerilim ve denetim kurmaya eğilimli davranışlar, olaylara oranla çok yoğun ve çok sık ortaya çıkmakta.

Kaygılı bir kişiliğe sahip olmanın yararları ve sakıncaları daha şimdiden tahmin edilebilir. Bir tarafta sakınma ve denetim altına alma eğilimi, öbür tarafta ise aşırı bir gerilim ve acı çekme.

Kaygılı Kişilik Belirtileri

  • Kendisi ve yakınları için, günlük yaşamın tehlikelerini oranla çok yoğun ve sıkça endişe duyar
  • Çoğunlukla fiziksel aşırı bir gerilim vardır
  • Sürekli biçimde tehlikeleri düşünmek; tehlike riski düşük olayları kontrol edebilmek için bile beklentiler içinde olmak.

Genel Kaygı Bozukluğu

Bilinmeyen nedenlerden dolayı bireyin kaygısının daha da arttığını konsantrasyon yeteneğini ve uykusunu bozan, olası bir felakete kilitlenmiş düşüncelerle kendini gittikçe daha gergin hissettiğini düşünelim. Burada ruh sağlığı uzmanı genelleşmiş kaygı tanısını koyacaktır.

Genelleşmiş kaygı bozukluklari aşırı ya da haklı çıkmayan endişelerle kendini belli eder, ancak bunlara üç belirti eklenir.

Vejetatif Sinir Sisteminin Aşırı Çalışması (istem dışı tepkileri yöneten sinir sistemi):

Çarpıntı, terleme, sıcak basması, sık sık idrara gitme isteği, boğazda düğümlenme hissi

Kas Gerilimi:

Çoğunlukla yorgunluğa yol açan ağrılı kasılma ve seyirmeler (sırtta, omuzlarda, çenede)

Çevrenin aşırı bir dikkatle algılanması:

pusuda bekleme, yüksek gerilim altında olma hissi, kaygıdan dolayı dikkat toplama bozukluğu, uyku bozukluklari, sinirlilik, çabuk öfkelenme. Böyle bir durum nereden kaynaklanıyor. Burada, kalıtım ve yetişme biçiminden kaynaklanan faktörler birbirine karışır.

Kalıtım:

Bir çok araştırma, kaygı bozukluklarinın değişik biçimlerinde birinci derece akrabaların dörtte birinde kaygı bozukluklarına rastlanıldığı saptanmıştır. İkizleri incelersek; ikizlerden biri genel kaygı bozukluğu gösterdiğinde, ötekinin de aynı hastalığa yakalanma şansı, eğer ikizler aynı yumurta ikizi ise, yani gerçek ikiz ise ikide bir, ama ikizler eğer ayrı yumurta ikizi ise, yani normal kız kardeşi ya da erkek kardeş kadar birbirlerine benziyorlarsa, altıda birdir. Burada söz konusu olan yalnızca “kaygılı kişilikler” değil kaygı bozukluklarıdır.Ancak başka araştırmalar “kaygılı kişilik” özelliğinin de kısmen kalıtımsal olduğunu göstermiştir.

Çevre:

Bazı araştırmalar, agorafobi yani açık alan korkusu ya da panik atak gibi kaygı bozukluklarına yakalanmış olan hastalarda, ayrılma, taşınma, yas, İş değiştirme gibi yaşam sürecince her zaman karşılaşılabilecek olaylara, bozukluğun ortaya çıkışından bir ay öncesinde daha sık rastlandığını göstermişlerdir. Bazı araştırmacılar ise çocukluktaki ölüm ve anne-baba ayrılığı vakaları üzerinde durmuşlardır.

Diğer kişilik bozukluklarında olduğu gibi kaygılı bir kişiliğin oluşması için, muhtemelen, kalıtımsal özelliklerin, eğitimden edinilen görgünün ve bazen de sarsıcı olayların bir birleşimi gereklidir.

Terapi Süreci

Genel kaygı bozuklukları kaygılı kişiliğin bir karikatür gibidir ve yakalanma genel kaygı bozuklukları kaygılı kişiliğin bir karikatür gibidir ve Yakalanan kişiler bundan çok çekerler. Tedavi gerektiren gerçek bir hastalıktır.

En etkili tedavi yöntemi psikoterapi ile birlikte ilaç kullanımıdır.

Psikoterapi yöntemleri arasında bilişsel ve davranışsal psikoterapiler, bu konuda belli bir etkinliğe sahip olduklarını kanıtlamışlardır. Hastaya şunlar önerilir:

1-Kaygılar nedeniyle oluşan aşırı tepkilerin denetlenmesinde yardımcı olması amacıyla danışanın gevşemeyi öğrenmesi.

2-Bilişsel yeniden yapılanma seansları: terapi uzmanı kaygılara neden olan düşüncelerini sorgulaması için hastaya yardım eder. Terapi yönlendiren uzman özellikle, hastanın gereğinden fazla büyüdü tehlikelerin olasılığı ve büyüklüğünü yeniden değerlendirme de ona yardımcı olur.

Psiko-dinamik terapi: psikanalistler tarafından “nevrotik kaygı“ olarak adlandırılan aşırı kaygı, çocukluğun ilk dönemlerine dayanan, kötü sonuçlanmış, bilinçaltı çalışmasının bir belirtisidir. Onlara göre birey yaşamının ilk yıllarına ait olan bir veya birçok olaydan kaynaklanan, kendisinin bilincinde olmadığı daha derindeki bir korkuyla savaşmak gereğiyle günlük yaşamın olaylarından korkuyor. Öyleyse bugünlük kaygı, bireyin bilincinde yer almayan çok eski bir sorunun kendini ifade etme biçimidir. Bir psikanaliz sayesinde birey, analisti ile kuracağı ilişkiler çerçevesinde geçmişin duygusal deneyimlerini yeniden yaşayabilecek ve böylece kaygısının gerçek niteliğinin bilincine vararak acılarını dindirecektir. Bu teori birçok nedenden dolayı çok çekicidir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *