Skip to main content
×
Şişli Terapi Enstitüsü
BLOG-BG-HIGH
Home » Fritz Perls » İlişki ve İlişkiye Karşı Direnç

İlişki ve İlişkiye Karşı Direnç

Iletisim_catismalari_haberpodium

Gestalt Terapide İlişki ve İlişkiye Karşı Direnç Nedir? İlişki Kurmada Direnç Etmenleri Nelerdir?

 

Gestalt Terapide İlişki ve İlişkiye Karşı Direnç

Gestalt terapide değişim ve büyümenin gerçekleşebilmesi için ilişki şarttır. Çevreyle ilişki kurduğumuzda değişim kaçınılmazdır. İlişki; görme, duyma, koklama, dokunma ve hareket yoluyla kurulabilir. Etkili ilişki, bireyin doğayla ve diğer insanlarla benliğini kaybetmeden ilişki kurması demektir. Bu bireyin, çevreyle sürekli yenilenen bir şekilde uyum sağlamasıdır. İyi bir ilişki için gerekli olanlar duru bir farkındalık, tam enerji ve kendini ifade edebilme yeteneğidir. Miriam Polster ilişkinin büyümeye can veren damar olduğunu söyler. İlişki; zevk, hayal gücü ve yaratıcılık gerektirir. Bu tür ilişki nadiren görülür, bu nedenle ulaşılabilecek son nokta yerine farklı ilişki düzeyleri olduğunu düşünmek en doğrusu olacaktır. Çoğunlukla bir ilişki deneyiminden sonra öğrenilenlerin uyumunun sağlanması için geri çekilme durumu görülür. Gestalt terapistleri ilişki çatışmalarının iki işlevinden bahseder. Birincisi ilişki kurmak ikincisi de ayrılmaktır. Sağlıklı bir işleyiş için hem ilişki kurmak hem de geri çekilerek ayrılmak gerekli ve önemlidir.

İlişki Kurmada Direnç Etmenleri

Gestalt terapi ilişki kurmada direnç üzerinde yoğunlaşır. İlişki kurmada direnç, şimdiyi tam ve gerçek anlamıyla yaşamaktan kaçınmak için geliştirdiğimiz savunmalardır. E.Polster, Gestalt terapide karşı çıkılan beş ana direnci şöyle tanımlar:

  • İçselleştirme
  • Yansıtma
  • Geriye dönme
  • Sapma
  • Kavşak noktası

İçselleştirme

İçselleştirme, başkalarının inanç ve standartlarını sorgulamaksızın kabul etme ve özümsemeden benliğimizle uyumlu hale getirme eğilimidir. Bu içselleştirmeler onları analiz etmediğimiz ve yeniden yapılandırmadığımız için bize yabancı kalacaklardır. Bir şeyi içselleştirdiğimizde, ne istediğimizi veya neye gereksinimimiz olduğunu fazla düşünmeden çevremizin bize sağladıklarıyla bilinçsizce bütünleşiriz. Bu aşamada kaldığımızda, enerjimiz bulduklarımızı anında tüketecektir.

Yansıtma

Yansıtma, içselleştirmenin tersidir. Yansıtma aşamasında, bazı özelliklerimizi çevreye yansıtarak onları sahiplenmekten uzaklaşabiliriz. Yansıtırken iç dünya ve dış dünyanın ayrımını yapmakta güçlük çekeriz. Kendi imajımızla uyuşmayan kişilik özelliklerimizi sahiplenmeyiz ve başka insanlara yükleriz. Kendimizde görmeyi reddettiğimiz özellikleri başkalarında görerek kendi duygularımızın ve kimliğimizin sorumluğunu almaktan kaçınırız. Bu da bizi değişimden alıkoyar.

Geriye Dönme

Geriye dönme başkalarına yapmak istediğimiz şeyleri kendimize çevirmek ya da başkalarının bize yapmasını istediğimiz şeyleri kendimize yapmaktır. Örneğin; kendimizi yargıladığımızda ve incittiğimizde başkalarına yöneltmekten çekindiğimiz saldırganlığı kendimize yöneltebiliriz. Bu durum kişi ile çevresi arasındaki bağlantıyı ciddi biçimde sınırlandırır. Çoğunlukla bu uyumsuz işlev türleri kendi farkındalığımızın dışında gerçekleşir. Gestalt terapi sürecinin bir bölümü de kendi kendimizi düzenleme sistemimizi keşfetmemize yardımcı olmayı ve böylece dünyayla gerçekçi bir şekilde baş etmemizi sağlamayı içerir.

Sapma

Sapma, dikkat dağılım sürecidir. Bu süreçte sürekli bir ilişki kurmak ve bu ilişkiyi devam ettirmek zordur. Bu insanlar; abartılı espri kullanımı, soyut genellemeler ve açıklama yerine sorulan sorularla kişisel ilişkiyi dağıtmaya çalışırlar. Çevrelerini uyumsuz bir temele oturturlar ve bu da duygusal tükenmişlik yaşamalarına yol açar. Sapma, azaltılmış duygusal deneyimleri içerir.

Kavşak Noktası

Kavşak noktası, kişinin kendisini çevresinden ayırt etmesinde görülen bulanıklıktır. Bu karmaşaya yatkın insanlar için iç deneyim ve dış gerçeklik arasında belirgin ve açık bir sınır yoktur. İlişkilerde kavşak noktası, çatışma yokluğunu veya bütün tarafların aynı duyguları ve düşünceleri yaşadığı inancını içerir. Kabul edilme ve beğenilme gereksinimini şiddetle hisseden danışanların tipik ilişki türüdür. Başkalarıyla sorunsuz biçimde ilişki sürdürerek ve kendi gerçek duygu ve düşüncelerini açıklamayarak kendilerini güvende hissetme yöntemidir. Bu durum, gerçek ilişki kurmayı son derece güçleştirir. Bir terapist, bu direnç kanalını kullanan danışanlara “Şu anda ne yapıyorsun? Şu anda ne hissediyorsun? Şu anda tam olarak ne istiyorsun?” gibi sorular sorarak yardımcı olabilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *