Skip to main content
×
Şişli Terapi Enstitüsü
BLOG-BG-HIGH
Home » Fritz Perls » Gestalt Terapi

Gestalt Terapi

gestalt342.png

Gestalt Terapi Nedir? Gestalt Terapiye Göre İnsan Doğası Görüşü Nedir?

Gestalt Terapi Nedir?

Fritz Perls ve eşi Laura Perls tarafından 1940’larda geliştirilen Gestalt Terapi, bireylerin çevreyle etkileşimlerinin önemini vurgulayan varoluşçu / fenomenolojik bir yaklaşımdır. Teme amaç; danışanların neyi, nasıl yaptıklarıyla ilgili olarak farkındalık kazanmalarını sağlamaktır. Kazanılan farkındalığın değişimi de beraberinde getirdiği varsayımı üzerine kurulmuştur. Bu yaklaşım, danışanın gerçeklik anlayışı üzerine yoğunlaştığı için fenomenolojik; bireyin daima kendisi olma, kendisini yaratma ve keşfetme sürecinde oldukları fikrine dayandığı için bir yönüyle varoluşçudur. Gestalt terapi, varoluşçu terapi olarak varlığa özel önem verir, kişiler arası ilişki ve iç görü aracılığıyla büyüme ve iyileşme için insanın kapasitesini kullanmasının önemini vurgular.

Gestalt terapi çok canlıdır. Farklı durumlar hakkında kuramsal olarak konuşmaktan çok bu durumları doğrudan yaşamayı teşvik eder. Danışanların terapistle iletişim halinde bulunurken neyi, nasıl düşündükleri, hissettikleri ve yaptıklarını anlamaları yönünden de deneyseldir. Gestalt yaklaşımını benimseyen psikolojik danışmanlar terapötik etkileşim sırasında tam olarak var olmaya önem verirler. Büyüme, danışan ve psikolojik danışman arasındaki gerçek ilişkiden doğar.

Fritz Perls, psikanalitik kavramlardan etkilenmiş olsa da Freud’un geliştirdiği psikanalitik kurama birçok açıdan karşı çıkmıştır. Freud’un insanlara bakışı temelde mekanik olmasına karşın, Perls kişiliğe bütüncül olarak yaklaşılması gerektiğini savunmuştur. Freud erken çocukluktaki bastırmış iç çatışmalar üzerinde dururken, Perls içinde bulunulan zamanda durumun incelenmesine önem vermiştir. Bu yaklaşımda içerikten çok süreç üzerinde durulur. Danışanların, psikolojik danışma sürecinde ifade etkilerinden çok içinde bulunulan zamanda ne yaşanıldığını önemsermiştir. Perls, bireylerin içinde bulundukları zamanda nasıl davrandıklarının, bireyin kendi kendisini anlanması açısından, neden öyle davrandıklarından daha önemli olduğunu savunur.

Terapistin asıl görevlerinden biri, danışanlara kendi farkındalıklarını belirlenmede yardımcı olmaktır. Terapistler danışanların neyi, nasıl yaptıklarıyla ilgili kişisel farkındalıklarını artıracak yaşantılarını geliştirirler. Farkındalık; iç görüyü, kendini kabul etmeyi, çevre bilgisini, seçme sorumluluklarını ve diğer insanlarla ilişki kurabilme yeteneğini içerir. Sürekli değişen ve psikolojik danışmada burada ve şimdi ilkesine göre yaşananların farkına varılmasını vurgulayan bir ilişki tercih edilir. Danışanlardan, terapistin kendilerine iç görü kazanmasını pasif olarak beklemek yerine, kendi kendilerinin etkin bir biçimde görmeleri, hissetmeleri, yorum yapmaları ve böylece farkındalık düzeylerini artırmaları beklenir.

Gestalt Terapiye Göre İnsanın Doğası

Gestalt Terapi, danışan ve terapist arasındaki diyaloğun önemini vurgular. Terapistin kendisinin belirlediği hedefi veya önceden tespit edilmiş bir noktaya ulaşma isteği yoktur; bireyin çevreyle ilişkisinin özünde bağımsızlık değil, karşılıklı iş birliği olduğunu bilir. Bu yaklaşım kendiliğinden meydana gelen terapötik ilişkinin içinde bulunulan zamanda yaşanmasına destek olan ilişki ve yaşantılar için zemin sağlar.

Gestalt terapinin insan doğası görüşü; köklerini varoluşçu felsefe, fenomenolojik görüş ve alan kuramından alır. Gerçek bilgi, danışanların yaşantılarının ürünüdür. Terapi; analiz değil, farkındalığı ve çevreyle ilişki kurmayı hedefler. Çevre veya “alan”, hem iç hem dış dünyadan oluşur. Dış dünya (örneğin, diğer insanlar) ve iç dünyanın (örneğin bireylerin kendisinde bulunan ancak sahiplenilmeyen kısımlar) özellikleri açısından ilişkinin kalitesi görüntülenir. Kişiliğin sahiplenilmeyen kısımlarının “yeniden sahiplenilmesi” ve bütünleştirilmesi, danışanların kişisel gelişimlerini kendi başlarına sürdürecek şekilde güçlenene kadar devam eder. Farkındalık kazanan danışanlar ortaya koydukları davranışları ve çevreleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olarak, tercihler yapabilir ve dolayısıyla kendi varlıklarına anlam katabilirler.

Gestalt terapinin temel olarak ileri sürdüğü görüşlerden biri de bireylerin, içlerinde ve çevrelerinde ne olduğunun tamamen farkında olduklarında kendilerini çevreye göre düzenleme kapasitesine sahip olduklarıdır. Terapi sürecinde, bu farkındalığın sağlanarak desteklenmesi için gereken uygun ortam yaratılır.

Gestalt değişim kuramı, ne kadar olmak istediğimiz kişi şekline gelmeye çalışsak da aslında o kadarda aynı kalacağımızı, değişimin çok hızlı gerçekleşmeyeceğini belirtir. Beisser (1970), farklı olmaya çalışarak kendimizle ilgili bir şeyi değiştiremeyeceğimizi ifade eder. Beisser’in paradoksal değişim kuramına göre, olmadığımız gibi olmaya çalışmak yerine, gerçekte ne olduğumuzun farkına vardığımız zaman değişiriz.

Danışanların, olmaları gerektiği gibi olmaya çalışmak yerine şu an ki konumlarını mümkün olduğunca farkında olmaları önemlidir. Beisser, terapistin görevinin değişim sağlayıcı olmaktan çok danışana farkındalığını artırması için yardımcı olmak olduğunu belirtir. Bu farkındalık, danışanın, kişiliğinin kendisine yabancılaştığı kısımları tekrar kabul etmesine ve bunları yeniden sahiplenmesine olanak verir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *