Skip to main content
×
Şişli Terapi Enstitüsü
BLOG-BG-HIGH
Home » Çocuk Danışmanlığı » Çocuklarda Sosyal Kaygı Bozukluğu

Çocuklarda Sosyal Kaygı Bozukluğu

 

Çocuklarda Sosyal Kaygı Bozukluğu Nedir? Belirtileri Nelerdir? Çocukların Hayatını Nasıl Etkiler? Psikolog ve Terapistlere Göre Çözüm Yolları nelerdir?

Çocuklarda Sosyal Kaygı Bozukluğu

Çocuklarda Sosyal Kaygı Bozukluğu Nedir?

Topluluk içinde konuşma, bir performans esnasında hata yapma ve küçük düşme korkusu ve bununla birlikte fiziksel olarak kızarma, terleme, titreme gibi semptomlar gösterdiği durumdur.

Psikologlara göre bu çocuklar sadece partide ya da sınıfta konuşma yaparken gergin değildir. Sınıftaki bir soruyu cevaplamak veya kafeteryadaki arkadaşlarıyla yemek yemek gibi küçük etkileşimler bile sosyal kaygı bozukluğu olan çocuklar için son derece korkutucu ve endişe verici olabilir. Psikologlar bu durumu şu şekilde açıklar; başkaları tarafından olumsuz bir şekilde yargılanma konusunda çok endişelidirler bu yüzden utanma veya kaygı yaşamamak için sosyal ortamlardan uzak dururlar. Çocuğun aile içinde ve yakın çevresinde bu kaygının azaldığı fakat ileri safhalarda bu durumun aile içinde dahi kaygıya sebep olduğu görülür ve terapiye ihtiyaç doğar.

Çocuklarda Sosyal Kaygı Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?

  • Sosyal ortamlarda veya performans gerektiren durumlarda belirgin ve inatçı bir kaygının ortaya çıkması
  • Çocuk toplumsal durumla her karşılaştığında aşılmaz bir kaygı içinde olur bu duruma bağlı bir panik atak biçimini alabilir
  • Çocuk fiziksel tepkiler gösterir. (Terleme, kızarma, kalbin hızlı atımı, titreme…)
  • Çocuğu, bulunduğu tüm sosyal alanlarda (okul, oyun alanı, arkadaş çevresi…) kısıtlar ve işlevselliğini bozar.
  • Bu belirtiler en az 6 ay sürmesi durumunda uzman bir uzmana klinik psikolog ile görüşülmesi gerekir.

Çocukların Hayatını Nasıl Etkiler?

Araştırmacı psikologların gözlemlerine göre bu çocuklar, başkalarının onlar hakkında ne düşündüğüne dair kaygıları ve korkuları zihninde büyütür ve terapide bu durumun üstesinden gelinmeye çalışılır. Sosyal kaygı bozukluğu olan çocuk, iyi şeyler yerine, utanç verici şeylere odaklanmaya başlar. Bu, bir durumu olduğundan daha kötü gösterir ve çocuk bundan kaçınma davranışı geliştirir.

  • Arkadaşlık ve eğlence için yalnızlık veya hayal kırıklığı hissetmek: Psikologlar çocukların sosyal kaygı bozukluğuna sahip olmasının öğle yemeğinde arkadaşlarıyla sohbet etmesini, okul sonrası bir etkinliğe katılmasını veya bir doğum günü partisine gitmesini engelleyebileceğini belirtmiştir.
  • Okuldan en iyi şekilde yararlanmamak: Sınıfta cevap vermekten, yüksek sesle okuma yapmaktan veya sunum yapmaktan oldukça endişe duyarlar. Sınıfta bir soru sormaktan, yardım almaktan veya derste kaçırdığı noktaları öğretmeni ve arkadaşları ile paylaşmaktan çekindiğini belirtir. Böyle bir durumun içinde olan çocuk okuldan ve öğretmenlerinden yeterli yararı görememektedir.
  • Yeteneklerini paylaşmak ve yeni beceriler öğrenmekten mahrum kalmak: Okul oyunu için seçmelere katılmakta, yetenek gösterisinde olmakta, bir takım için çalışmakta hep geri planda kalır. Sosyal kaygı bozukluğu, çocukların sadece yeni şeyler denemelerini engellemekle kalmaz, ayrıca çocukların becerilerini daha da geliştirmelerine yardımcı olan normal, günlük hataları yapmalarını önler. Çocukların sosyal ortamlarda alaya alınmaları ya da zorbalığa uğramaları, zaten utangaç olan çocukların kabuklarına daha da çekilme sağlayacaktır.

    Terapi/Psikolojik Destek Süreci

    Çoğunlukla psikolog desteği ile düzeltilebilen bir bozukluktur. Çocuk kendisi ile düşüncelerini daha akılcı bir konuma getirmesini sağlamak için Bilişsel-Davranışçı Terapi kullanılabilir.

    Terapi genellikle sistematik duyarsızlaştırma ve kaygı dolayısıyla kaçınılan durumlara gerçek hayatta maruz bırakmayı içerir. Çocuk aşamalı olarak terapistin kontrolünde kendisini kaygılandıran durumlarla karşı karşıya getirilir.

    Daha küçük çocuklarda Oyun Terapisi teknikleriyle çocukların yaşadıkları kaygıları yeniden bu durumu yaşantılaması sağlanır. Oyun Terapisi çocuğun yaşadığı sorunu anlamlandırmasında, ifade etmesinde ve yeniden çerçevelendirmesini sağlayarak üstesinden gelmesini amaçlar.

    Çocukluk döneminde ortaya çıkan bu sorun tedavi edilmedi durumlarda yetişkinlik döneminde ilerleyerek devam edebilir ve bireyi çeşitli alanlarda kısıtlayabilir.

    Şişli Terapi Enstitüsü çocuk birimi olarak çocukların yaşadığı soruları aile ile birlikte nasıl üstesinden gelecekleri üzerine çalışmalar yapmaktayız. Çocuğunuz bu tarz bir sorun yaşıyorsa bizimle iletişime geçebilir, psikolojik destek süreciyle ilgili bilgi alabilirsiniz.

     

    Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *