Skip to main content
×
Şişli Terapi Enstitüsü
BLOG-BG-HIGH
Home » Psikolog » Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

images-2

 

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedir? Nedenleri ve Özellikleri Nelerdir? Ne zaman Uzman Bir Psikolog ve Terapi Desteği Alınmalıdır?

antisosyal kişilik bozukluğu şişli terapi enstitüsü istanbul beşiktaş

Antisosyal Kişilik Bozukluğu olan bir bireyin geçmişinde ya da terapi geçmişinde öncü bir tanı olan “davranış bozukluğu” gözlemlenir. Bunun yanı sıra yetişkinliklerinde sosyal olarak aşırı tehlikeli davranışlar görülür. Amerika Psikiyatri Derneği antisosyal kişilik bozukluğunu “diğerlerinin haklarını tanımayan ve ihlal eden” bir davranış kalıbı olarak tanımlamıştır. Genellikle bu bozukluk suça teşkil eden davranış ve meyiller gösterdiği için kriminal davranış ve klinik psikopatolojisi birlikte çalışabilir. Hapishane ya da psikiyatri hastanelerinde yatanlar vardır.

Nedenleri Nelerdir?

Antisosyal kişilik bozukluğu için kesin bir neden bilinmemekle birlikte çevresel veya genetik faktörler rol oynayabilir. Aileden gelen bir kişilik bozukluğu, çocukken yaşanan travmalar, yakın birinin kaybı, travmatik bir aile hayatı, cinsel travmalar ya da beynin kimyası ve işleyişi gibi nedenleri sıralayabiliriz.

Belirti ve Semptomlar

Bu bireyler başkalarının duygu, düşünce, ihtiyaç veya haklarını ihlal etme eğilimi gösterirler. Toplumsal davranış biçimine, yasalara uyum sağlamada zorlanmalar, sürekli yalan söylemek, dürtüsellik, gelecekle ilgili duyarsızlık, saldırganlık, çevresinin ve kendinin güvenliğini hiçe sayma, ciddi bir sorumsuzluk hali, suç işleme halleri, zarar vermekten kaçınmama ve bundan rahatsızlık duymamak gibi bazı özellikleri bu başlık altında belirtebiliriz. Aynı zamanda madde ve alkol kullanımı da gözlemlenebilir. Antisosyal kişilik bozukluğu görülen bazı bireyler sosyal becerilerden yoksundur, bundan dolayı sorunlar yaşarlar. Bazıları ise kişilerarası ilişkilerde çok beceriklidir.

Terapi Süreci

Antisosal kişilik bozukluğuna sahip olan bir danışan genellikle kendi başına bir psikolog ile görüşmeye karar vermez. Çevrelerindeki insanların desteği çok önemlidir. Terapi zorlu bir süreçtir fakat bu, danışanın durumunun diğer bozukluklardan farklı ve daha zorlu olduğu anlamına gelmez. Bilişsel terapi ile kişilerarası perspektif kazandırmada yardımcı olma gibi hedefler belirlenebilir. Terapi süreci boyunca danışan ve psikolog arasında açık bir iletişim ve iş birliği olması terapi sürecinin önemli bir parçası olacaktır. Terapinin getirilerinin sürdürülebilmesi ve gelecekte görülebilecek problemlerin en aza indirgenmesi amaçlanır. Çok ileri seviye vakalarda bir kliniğe yatırılma ve ilaç tedavisi gibi tedavi şekilleri de gözlemlenebilir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *