Skip to main content
×
Şişli Terapi Enstitüsü
BLOG-BG-HIGH
Home » Adler Terapi » Adler Terapi II

Adler Terapi II

Pszichologia-300x200-1

Kişiliğin Bütünlüğü ve Yapısı Nedir? Amaçlı ve Hedefe Yönelik Davranış Nedir? Önemlilik, Üstünlük Çabası Nedir? Yaşam Tarzı

Kişiliğin Bütünlüğü ve Yapısı

Alfred Adler ‘e göre kişilik bir yaşam hedefi geliştirilmesiyle oluşur. Bir bireyin düşünceleri, duyguları inançları, sahip olduğu görüşleri, tavırları karakteri ve eylemleri onun bütünlüğünü ifade eder. Bunların tümünde de kendi seçtiği yaşam hedefine doğru ilerlemesine yardımcı olan yaşam planının bir yansıması vardır.

Kişilik bütünlüğü görüşünün bir başka açıklaması da danışanın sosyal sistemin bütünleşmiş bir parçası olmasıdır. Bireyin içsel psiko-dinamiklerinden çok, kişiler arası ilişkilerdeki becerisine daha çok önem verilir.

Adler Terapide Amaçlı ve Hedefe Yönelik Davranış:

Bireysel psikoloji, tüm insan davranışlarının bir amacı olduğunu ileri sürmektedir. İnsanlar kendileri için hedefler belirler ve davranışları bu hedefler doğrultusunda gerçekleşir. Adler, determinist açıklamaları, teleojik (amaçlı, hedefe yönelik) olanlarla değiştirmiştir. Bireysel psikolojinin temel varsayımı, ne için çaba gösteriyorsak onun gerçekten önemli olmasıdır. Buna göre Adler, yaklaşımını benimseyen terapistler geçmişten gelen etkilerin önemini azımsamadan gelecekle ilgilenmektedirler. Kararların, içinde bulunulan zamanda bireyin deneyimlerine dayandığını ve bireyin ilerlediği yöne göre karar verdiğini ileri sürmektedir. Bireyin yaşamındaki temalara bakarak bireyin yaşamı içindeki sürekliliğin, hedefli oluşun bulunup bulunmadığına bakılır.

Adler yaklaşımını benimseyen terapistler, bireyin davranışına yol gösteren düşsel temel hedef anlamına gelen kurgusal finalizm terimini kullanmışlardır. Adler, filozof Hans Vaihinger’in “insan hayalleriyle, kafasında kurguladıklarıyla yaşar” görüşünden etkilenmiştir. İnsan motivasyonuna uygulandığında yol gösterici bir kurgu; “mükemmel olduğum sürece güvendeyim” veya “önemli olduğum sürece kabul görürüm” olarak ifade edilebilir. Kurgusal hedef, her koşulda çaba gösterdiği mükemmel konuma ulaşmak için bireyin sahip olduğu hayali simgelemektedir. Finalizm terimi ise, bireye ait hedefin mükemmel halini ve belirli bir yönde ilerlemek için gösterdiği her eğilimi ifade etmektedir. Bu en mükemmel hedefe ulaşmak için, doğru olarak neyi kabul edeceğimizi, nasıl davranacağımızı ve olayları nasıl yorumlayacağımızı seçmemizi sağlayan yaratıcı gücümüz bulunmaktadır.

Adler Terapide Önemlilik ve Üstünlük Çabası:

Adler, mükemmel olmak ve aşağılık duygusuyla üstünlük sağlayarak başa çıkmak için gösterilen çabanın doğuştan gelen bir nitelik olduğunu vurgulamaktadır. İnsan davranışını anlamak için, aşağılık duygusu ve bedel ödeme ile ilgili görüşlerin anlaşılması gerekmektedir. Adler’e göre, aşağılık duygusuyla olan ikinci deneyimimiz, üstünlük gösterdiğimiz çabadır. Başarı hedefinin bireyi üstünlüğe doğru ileri götürdüğünü ve engellerle başa çıkmasını sağladığını savunmuştur. Üstünlük hedefi insan topluluğunun gelişimine katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte, Adler tarafından kullanılan “üstünlüğün” diğerlerine karşı kazanılan üstünlük anlamına gelmediğini de unutmamak gerekmektedir. Daha çok algılanan daha yüksek bir konuma; yani hissedilen eksiden, hissedilen artıya ilerlemek anlamında kullanılmıştır. Bireyler yeterlilik, üstünlük ve mükemmellik için çaba göstererek mutsuzluk gibi istenmeyen duygularıyla başa çıkarlar. Örneğin zayıflığı güçle değiştirmenin yollarını aralar veya bir alandaki eksiklikleri gidermek için diğer bir alanda üstünlük sağlamaya çalışırlar. Yeterlilik için gösterilen çabayla ilgili bireyin kendine özgü geliştirdiği yaşam biçimi ve tarzı, kişiliği oluşturmaktadır.

Adler Terapide Yaşam Tarzı:

Yaşam tarzı terimi bireyin yaşam yönelimlerini ifade etmekte ve bireyin varlığına anlam katan konuları kapsamaktadır. Yaşam tarzımız yaşamımızı ifade etme biçimimizdir. Adler, kişileri birer aktör, yaratıcı ve sanatçı olarak görmektedir. Bize anlamlı gelen hedeflere ulaşmak için çabalarken kendimizi geliştiririz. Bir kişinin yaşam tarzını anlamak, bir bestecinin tarzını anlamak gibi bir şeydir.

İnsanlar sosyal yaşamlarında reaktif bir rolden daha çok proaktif bir rol benimserler. Her ne kadar bireylerin çevrelerinde yaşadıkları onların kişilik gelişimlerini etkilese de bireylerin yaşadıkları olaylar onların nasıl biri olduklarının nedenleri değildir.

İki insan tamamıyla aynı yaşam tarzına sahip olması mümkün değildir. Üstünlük kurma hedefi doğrultusunda çaba gösterirken bazıları aklını diğerleri sanatsal yeteneklerini bazıları ise atletizmle ilgili sportif becerilerini geliştirirler. Bu yaşam tarzları, bireylerin kendilerine ve dünyaya bakışlarını ve bireysel hedeflerini takip ederken bu bireylerin diğerlerinden ayrı olan davranışlarını ve alışkanlıklarını yansıtmaktadır. Yaptığımız her şey kendimize özgü yaşam tarzından etkilenmektedir. Aile içi deneyimler ve kardeşlerle olan ilişkiler bu yaşam tarzının gelişmesine katkıda bulunmakta ve yaşamı nasıl algılayacağımızı belirlemektedir.

Her ne kadar özellikle yaşamın ilk altı yılında yaşananlar sahip olduğumuz biricik stili oluştursa da bundan sonraki yaşamımızda olaylar kişilik gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Yaşanan olayların kişilik üzerinde olumsuz etkileri yoktur. O olayları yorumlama biçimi kişiliği şekillendirir. Hatalı yorumlamalar, özellikle bizim halihazır davranışlarımızı etkileyen özel varsayımların anlamını kavradığımızda ve yaşamımızdaki bu örüntüleri anladığımızda bu hatalı yorumlamaları değiştirecek temel değişiklikleri gerçekleştirebiliriz. Çocukluk yaşantılarımızı yeniden değerlendirerek bilinçli bir şekilde yeni yaşam tarzı oluşturabiliriz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *